E-Posta Bak    Üyelik Formu |  Parolamı Unuttum     Kullanıcı Adı :     Şifre :

Konurlu Haber  | Konurlu Köyü  | Ekonomik Durum  | Tarihçe  | Kültür  | Konurlu Yemekleri  | Coğrafya  | İklim  | Nüfus  |
  :::   Orhan Gazi Atmaca Yazısı, 18.06.2007
Yazilari Küçült Yazilari Büyült

Vatanseveriği Tutuklamak İstiyorlar

Çakallar Millıyetçiliğin İçıne Sızıyor 
 Trabzon yöneticilerin madenidir. Ben Trabzon insanının ülke sorumluluklarına hayranım. Ben çocukken, Gülbaharhatun camisinden Tabakhane camisinden itibaren sokakta selam verdiğim herkes bizi bu sorumlulukla yetiştiriyor. Gidin ve bu ülkenin çocuğu olun dedi bize. Bizi Türkiye’ye attılar. Tabakhaneden Zağnos köprüsünden büyüdük. 

Bize oradaki çaycı, oradaki berber, oradaki şoför oğlum siz, gidin ve ülkenize çalışın dedi ve bizi gönderdi. Biz de o sorumlulukla geldik. Trabzon kadar sorumlu bireyler insanlar yetiştiren başka toprak parçası bulamazsınız. O yüzden bu toprağa aşığım. 

Zazarımız Nihat Genç, son günlerde yaşanan Hrant Dink cinayeti ve devamında Trabzon’a yönelik yapılan suçlamaları TAKA’ya değerlendirdi. Ankara temsilcimiz Hayrettin Bektaş’a önemli açıklamalar yapan Genç, vatanseverlik duygusunun tutuklanmak istendiğini söyledi.

Bir televizyon kanalı tarafından Trabzon’daki olaylarla ilgili suçlandınız. Yaptığınız açıklamalar ve yazılarınızın tetikleyici olduğu bile iddia edildi. Bunlara hiç cevap vermediniz. Bu konuyla ilgili bir açıklama yapacak mısınız? 

Tabi bunlar saçma sapan deli sayıklamaları fakat Trabzon söz konusu olduğunda insanların aklına neler geldiğini bize göstermesi açısından önemli bir şey.

Özel bir şeyimi anlatmak istiyorum. Irak savaşı başladığı günlerde Haber Türk televizyonu, bir ay süreyle televizyonda Amerikan bayrağı dalgalandırdı ve bunu çok romantik yaptı. Şarkı söylüyor, Amerikan bayrağı dalgalandırıyorlardı.. Yani Irak’a giren Amerikan askerlerini öven, hatta hepimizi duygulandıran ve Amerika’nın yanına bizi davet eden bir ifade taşıyordu. Ben de hem Akşam gazetesinde yazıyordum hem de SKY Türk televizyonunda konuşuyordum 

Akşam Gazetesinde yazdığım yazıda Amerikan bayrağı dalgalandırılmaz dedim. Bizim toprağımızda Amerikan Bayrağı, Yunan bayrağı dalgalandırılmaz dedim. Karşı çıktım yani. Ve bana Haber Türk dava açtı. Sanırım dava bitti ben kazandım. Çünkü herkes milyonlarca insan gördü bunu. Kasetlerde var her yerde var. Onlar dalgalandırmadık dediler. Böyle saçma sapan bir şey olamaz. 

Hani RTÜK’de bilmem nerde kayıtlara bulanamasa da internette var bunun kayıtları. İşte burada bana karşı bir kinleri oldu.  Kendileri çok buyurgan, değişik medya kuruluşunda yöneticilikler yapan, istediğini söyleyen istediğini istediği şekilde suçlayan bir karakter taşıyorlar. Ve kendilerine, karşı çıktığımız için de bizi düşman belleyip fırsat kolladılar. 

Benim de tabi Trabzonlu olduğum çok aşikar olduğu için tam da bu olay olur olmaz adamın aklına ilk Nihat Genç ismi geldi. 

Fakat başta, medyanın birçok genel yayın yönetmeni -burada adını vermeyeyim ama çok ünlü genel yayın yönetmenleri-  bunun bir deli saçması olduğunu bana söylediler, benim sakin olmamı buna cevap vermememi, çünkü karşıdaki adamın ne dediğini bilmediği ifade edip, “aman Nihat bu deliye bulaşma” dediler bana. Ben de sessizlikle bekledim ilk defa siz bana soruyorsunuz. Ben de bunu bu şekilde cevaplıyorum. Buradan şöyle de bir şey çıkarmak istiyorum. Bazı insanlar. Biz 80 yılından önce de sonra da mesela Trabzonspor’un başarılarını konuşurken de medyadan Trabzonspor’a karşı bir sinsilik görürdük. 

Ve bunu açıklayamazdık. Mesela bu Şenol Güneş örneğinde, -Dünya üçüncüsü olmuş insan- fakat onu bile lekeleme girişimleri oldu. Daha önce de Trabzonspor adı altında oldu. Böyle bir çekemezlik, bir aşağılama var. Bunu biz hissettik. Yani bu tam oldu, belgeyle oldu demiyorum. Ama biz bunu hep hissediyorduk. Medyayı oluşturan birtakım insanların Trabzon’a karşı önyargıları olduğu çok açıktır. Fakat biz buradan telaşa kapılmamız gerekmez. 

Çünkü Trabzon’un toprağından yetişen  her 10 insandan 9’u büyük sanatçı olur, büyük edebiyatçı olur büyük siyasetçi olur ve bu toprak yüzyıllardır aynı şekilde kabadayı da yetiştiriyor. Çakal da yetiştiriyor. Her cins insan var bizim içimizde. Trabzon bir nevi İtalya’nın Sicilya’sı gibi bir yönü de var. 

Sicilya benzetmesi farklı anlaşabilir. Bunu biraz daha açar mısınız? 

Bu tarz şeyleri de kabullenmemiz gerekiyor. Kendimize has bazı olayları reddetmek doğru olmaz. Şimdi Osmanlı ihtilal yapmış Kabakçı Mustafa da Laz.. 

Bu ihtilal İstanbul’da Osmanlıya karşı yapılan bu ihtilalde Beykoz’daki Laz Ocakları, Laz uşakları yapıyor bunu. Kurutuluş savaşımızda da namı Topal Osman olan insan bölgede bir isim yapıyor, haklı bir şöhret yapıyor. Bir de savaş tarihinde Karadenizlilerin çok cefakar ve sadık savaştıklarını okuyoruz. Buranının milli bir cephe taşıdığı, ruhunda çok yoğun bir vatanseverlik olduğu ama bu vatanseverliğin aynı şekilde bir sabırsızlık da bir heyecan da taşıdığını ve bunun zaman zaman da çok kontrolden çıktığını ve bunun biz hiç şüphesiz ülkemizdeki hiçbir kimseye zarar vermeden gelişmesi için çalışıyoruz. O yüzden siz gazete çıkarıyorsunuz ben de yazarlık yapıyorum. Hepimizin çabası budur. Ama çok vahşi trajedilerle de karşılaşıyoruz. Bu Hrant örneği de budur. 

Hrant hangi inanca sahip olursa olsun toprağımızın çocuğudur. Biz bu topraklarda binlerce yıl beraber yaşadık. Şimdi demokrasi tariflerinde anlaşamıyoruz. Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Onlar hukuk derken şöyle şöyle bir hukuk, Avrupa’dan gelmiş bir hukuk ve haklar tanımı yapıyor. Onların özgürlük, ifade ve tanımları çok farklı. Bizimkiler çok farklı. Biz de ülkemizde azınlık lafının bölücü lafının ve etnik lafının asla konuşulmasını ve hukuki kayıtlara girmesini istemiyoruz. Ama bu tartışma entelektüel alanda sürüyor. Basında medyada ve kitaplarımızda sürüyor. 

Ve bu tartışmayı galiba fırsat bilen bazı insanlar da getirip bomba atıyorlar buraya. Hiçbirimizin altından kalkamayacağı kadar acı bir reçete ile zehirlediler bizi. Neye uğradığımızı şaşırdık. Tarihimizde de Güneydoğuda 30 bin insan, Madımak, Uğur Mumcu gibi birçok hadisede de görüyoruz ki Türkiye kendi sorunlarını tartışırken, birileri bu sorunları aşırı germek için devreye giriyor. 

Gazeteci Ufuk Güldemir, yazısında Ordu’nun Trabzon’a müdahale etmesi gerektiğini savundu. Böyle bir açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz. 

Önce şunu söyleyeyim. Metinden anladığım kadarıyla Ufuk Güldemir’in akıl sağlığı yerinde değil. O yüzden Ufuk Güldemir’in metnini akıllı bir adammış gibi konuşmayın. 

Ufuk Güldemir çok uç bir örnek. Biraz hezeyan var. O hezeyanı da ciddiye alarak konuşamayız. Aklı başında insanlarız. Deli saçması ile normal bir bilgi nedir bunu gayet iyi biliriz. O yüzden Ufuk Güldemir’in  bilinçaltının bozukluğu olarak görürüz. İlk günde sinirleniriz buna ama sakin olaya baktığımızda her deli saçmasını da ciddiye alacak durumda değiliz. Çünkü bunlar bizi tahrike yönelik şeyler. 

Bizi tahrik eden, bizi kışkırtan, bizi yanlışa zorlayan bizden  kendileri gibi uç,  marjinal, tepki vermemizi isteyen, “Trabzon halkına acı, kötü, sinsi bir laf atalım onlar galeyana gelsin, sokağa dökülsün” arzusu taşıyan suikastlardır bunlar. Bu bir söz olur bu bir başka bir şey olur.  O yüzden bu deli saçmasını konumuza örnek almayalım.

ÇAKALLAR MİLLİYETÇİLİĞİN İÇİNE SIZIYOR 

Trabzon son bir buçuk yıl içerisinde yaşanan olaylar bireysel olarak nitelendirilebilir mi? Bugün ortaya çıkan bir fotoda olayla ilgili bir sanığın BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile birlikte görüntüleniyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Vatansever ve milliyetçi insanlar herhalde kendi ülkesine hiç zarar vermeyen kendi ülkesi için bir şey üretmiş, gazete çıkarmış, profesör olmuş çocuk yuvasında çalışmış, temiz insanlardır. Dikkat ederseniz milliyetçilik kelimesi çakallarla mafya ile yan yana çok kullanılmaya başlandı. Bunu çok doğru bulmuyorum. Biz ekmek gibi su gibi vatanımızı severiz. Fakat bazı çakallar bu kavrama sızıyor ve bu kavramla tanımlanıyor. Bu da hepimize ders olsun. 

Böyle vatanseverlikle çakalların, ajan servislerinin aynı kavramlarını kullanmayalım. Şimdi Hrant’ı öldüren insan bu ülkeye ihanet etmiştir. O halde bunlar vatan hainidir. Ülkeyi felakete sürükleyen insanlardır. Bu çakal olur, ajan  olur, servisi olur. Arkasında bir şey olur. Ama biz bunlara hala nasıl milliyetçi diyebiliriz ki. Vatanseverliğin en büyük düşmanı bunlardır. Bu yüzden konuşmalarımızda da, oluşan bütün bu hareketleri tanımlarken, yükselen milliyetçilik vatanseverlik diyoruz ve burada sanki vatanseverlik bir suçmuş gibi zanlı olarak gösteriliyor ve tutuklamak istiyorlar. Vatan sevgisini tutuklamak istiyorlar. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Herkes vatanını sever. 

Süryani sever, ben de severim ve bu kirletilemez bir şeydir. Bunlar çakaldır ve vatan hainidir. Oyuna getirilmiş insanlardır. Bir ajan servisinin oyuna getirilebilecek zeka seviyesine sahip insandan 5 kuruş hayır olmaz. Ne sana olur ne bana olur. Bir iki şey söylemek istiyorum. 12 Eylül öncesi bütün Türkiye karıştı, Trabzon da karıştı. Sağ ve sol tetik çekti. Bir iç savaş yaşandı neredeyse. 

Ve bu iç savaşta bir sürü kabadayı tetikçi her memleketten olduğu gibi Trabzon’dan da çıktı. Ve Türkiye’nin çok namlı kabadayıları arasına girdi. Bir de Trabzon’dan başka bir şey çıkıyor. Bütün Karadeniz’de kabadayılıkla müteahhitlik yan yana bir kavram. Yani müteahhit kabadayı bir eşdeğer kavram haline geldi. Bu Karadeniz’in kaçınılmaz bir gerçeğidir. Şimdi burada Trabzon, Karadeniz toprağını tanıyan bir sürü mafyada pozisyonu olan insan var. 

Bunlar Trabzon’un mahallelerini senden benden iyi tanıyorlar. Kimin akrabası, kimin çocuğu iyi bilir. Trabzon’daki iklimi, toprağı, mahalle yapısını iyi bilen insanların bir tetikçi bulması bir çocuğu kandırmaları çok kolaydır. Karadeniz açık bir yerdir. Benim bile hangi sülaleden geldiğimi hangi sokakta oturduğumu herkes bilir. O çocukları bildiği gibi. Tabi ki ben de bütün Trabzonlular gibi şuna inanıyorum. Bugün Trabzon’da 17 yaşındaki bir çocuğun 30 milyon parası varsa bununla iddia oynar, toto oynar, internet cafeye gider. Yada bira içer. Ama bununla kalkıp İstanbul’a gitmez. Bu çok açıktır. Bu işin arkasında bir komplo olduğu kesindir. 

Vatanseverlik tanımlamasını biraz daha açabilir misiniz? 

2. Dünya savaşında Naziler Yahudileri çok sert hareketler yaptılar gaz bombaları ile yaktılar. Ve bunun karşılığında da Yahudiler Almanya’nın üstüne çıkıp oturdular. Esir edildi Almanya. Ve Almanya’da 1980’li yıllara kadar “Ben vatanımı, Almanya’yı seviyorum” demek neredeyse yasak oldu. Yani Yahudiler öyle bir zapturapt altında tuttu öyle bir gırtlağından sıktı ki Almanları. Almanlar çıkıp “ben toprağımı seviyorum” diyemediler. Niye? Kim ben toprağımı seviyorum dediyse “aa bak işte faşist, aa bak işte Nazi” suçlaması ile karşılaşacaktı. 

Bu Almanya için söz konusu oldu ve mesela birçok komünist –komistleri biliyorsunuz yurtsuzdur- dahil “biz ülkemizi vatanımızı dahi sevemiyoruz” deyip Neonazi oldular. Bu yeni Nazilerin içerisinde bu komünistler vardı. Çünkü ülkelerine Yahudilerin çöküp oturması var. Şimdi bu çakalların suikastları ajan servislerinin oyunlarıyla bizim vatan severliğimiz zapturapt altına almak istiyorlar. Yani biz susacağız. Ülkemizi, dinimizi, sevdiğimizi söyleyemeyeceğiz. Bizi böyle bir töhmet altında bırakmaya çalışıyorlar. Yazarlarımız aydınlarımız bu oyuna gelmesin. Bugün Fransız meclisinden çıkan kararın anlamı da budur. 

Soykırım söyleyemezsin diyor. Yani seni hiç konuşturmuyor. Seni gırtlağından tutuyor. Beyninden tutuyor. Hiçbir şekilde sana ifade özgürlüğü, yürüme özgürlüğü, konuşma özgürlüğü vermiyor. Ne alakası var. Biz ülkemizi toprağımızı dinimizi hep sevdik pek tabi ki seveceğiz de. Yahudi hoşlanmasa da seveceğiz, Fransız hoşlanmasa da seveceğiz. Çünkü biz bağımsız bir ülkeyiz. Doğunun ve batının ve gelmiş geçmiş tarihin en kutsal mübarek bir bağımsız savaşı verdik. Bu savaşın çocukları olarak gururluyuz. 

Cumhuriyetimizi ve topraklarımızı korumaya da yeminliyiz. Bunlar bizim için ekmek kadar su kadar güzel duygulardır. Annelerimiz dua eder biz yazılarımızı yazmaya çalışırız. Ve toprağımızı hep birlikte koruyacağız. Ancak bir suikast oluyor. Suikastın arkası belli değil. Ancak hemen vatanseverliği suçlamaya başlıyorlar.  Bu son derece yanlıştır.Yahudi oyunu dediğimiz şey de budur. 

TOPAL OSMAN’IN İNTİKAMINI ALIYORLAR 

Yani bu olayların bir senaryonun parçası olduğunu mu söylüyorsunuz? 

Evet ben bir senaryonun sonucu olduğunu düşünüyorum. Bir cümle söylemek istiyorum. Bu cümleyi söylerken de yanlış bir laf etmek istemiyorum. Biliyor da söylüyor değilim. Ama bu benim hissiyatım. Karadeniz’de nasıl bir soykırım davası var. Ermenilerin bize karşı. Karadeniz’de de Topal Osman ortaya çıkmadan, Ermeni çetelerİ köyleri işgal etti ve kesmeye başladı. 

Ama buna dur diyen topal Osman diye biri çıktı. Topal Osman da bunun karşılığını verdi. Milli Savaşımızın Demirci efeleri var. Milli kahramanlarımız var. Topal Osman da kendi toprağını savundu. Sonra Mustafa Kemal’in koruması oldu. Ben bazen, kendi kendime konuşurken diyorum ki biz Topal Osman’ın intikamını almaya çalışıyorlar. Fakat bu benim için biraz romantik bir laftır.  Yani böyle düşünüyorum bazen.

Topal Osman, bildiğiniz gibi Giresunlu. İntikamı niçin Trabzon’dan alıyorlar? 

Trabzon Samsun’dan Sarp’a kadar olan yerdir. 1924’te ayrıldı sınırlar. Rize Giresun falan. Bütün Karadeniz’in simgesel lafıdır Trabzon. Biz kendimizi Trabzonlu değil Karadenizli olarak görürüz. Ben hem Rizeliyim hem Artvinliyim. O bölgenin çocuğu olarak görürüz. Zaten bölgenin adıydı Trabzon.

KEŞKE UĞUR MUMCU YAŞASAYDI 

Yaşanan olaylar arasında nasıl bir bağ var. Alayların polisiye taraflarını bilmiyoruz. Uğur Mumcu gibi gazeteciler keşke yaşasaydı. Keşke bu olayların arkasına inebilselerdi. Bu olayların arkasındaki ajan servislerini araştıracak büyük gazetecilerden yoksunuz. Büyük zekalardan da yoksunuz. 

O yüzden de bütün Trabzon halkı gibi biz de tahmin üzerine konuşuyoruz. Tahminimiz o dur ki papaz cinayeti ve bu cinayet, sıradan basit bir cinayet değildir. Bunun arkasında bir ajan servisi yada başka bir mafyatik hesaplar vardır. 16 yaşındaki çocukların kalkıp bir pazarı öldürmesi mümkün değildir. Bunun arkasında bir oyun var. Biz sadece bu kadarını biliyoruz. Bu sağlam bir kestirmedir sağlam bir tahmindir. 

Misyonerlik faaliyetlerinin bu olaylarda herhangi bir etkisi olabilir mi? 

Daha basit bir şey söyleyeyim oradan tahmin yürütebiliriz. Gürcistan 4-5 parçaya bölündü. Yugoslavya gözümüzün önünde 10 parçaya bölündü. Saraybosna, 2 ayrı şehir oldu. Lefkoşe 1973 ten beri iki ayrı şehir. Beyrut’un Hırıstiyan valileri Müslüman valileri yıllardır ayrı. Bağdat ikiye ayrıldı. Kerkük parçalanıyor. Burada çok gizli hesaplar yapıldı. 

Güneydoğu olayları oldu, Madımak oldu. Bunlar paranoya mı? İşte tüm komşularımız şehirleri ikiye bölündü. Bu şehirlerimizin sokaklarımızın ikiye bölünmesini istemiyoruz. Peki bunun arkasında oyunlar mı var. İşte bu misyoner lafını konuşanlar var. Başka türlü konuşanlar var. Bunları ben bilemem. Ama bildiğim bir şeyden söz etmek istiyorum. Yunanlılar, İskece, Gümülcine taraflarında Türklerden boşalan arazilere Gürcistan’dan masum yoksul gürcüleri yerleştiriyor. Yani onlar zaten aç yoksul insanlar gelin burada yaşayın dediler. 

Çünkü siz Rumsunuz demeye çalıştı. Şimdi siyasi gözlemciler de yahu Yunanistan Gürcistan’dan yoksul insanları alıp bunları niye gelip batı Trakya’ya ekiyor diye soruyor. Muhtemelen çok ilerde 50 yıl sonra yada 100 yıl sonra Pontus hesapları olduğu zaman bak bunlar muhacir Pontuslular, bunlar toprağından kopmuş Pontuslular yakıştırması yapacaklar. Bunu ben mi diyorum? Bunu siyasi gözlemciler söylüyor. 

Tabi ki bu bugüne dair bir oyun değildir. Yarın orada bir hak iddia etmek için, Trabzon dağından, Rize dağından geldik diye iddiada bulunacaklar. Bu benim bir paranoid görüşüm bir komplo görüşüm değildir. Bu bugün olup biten bir çalışma. Yunanistan’ın ileriye yönelik bir uluslar arası siyaseti. 

Trabzon halkı neredeyse bir infaz görevlisi gibi adlandırılmaya başlandı. Buna dair ne.er söylemek istesiniz? 

Trabzon’dan Karadeniz yetişmiş bir çocuk olarak çok sağlam bir gözlemimi söyleyeyim. 

Belki de bütün bu hadisenin altında bu gözlemim işe yarayacaktır.  Trabzonspor’a medya tarafından yapılanlardan dolayı, Trabzon halkının medyaya bir güveni kalmadı. Aşırı bir güvensizlik söz konusudur. Bu güvensizlik 10 yıl önce de 20 yıl önce de had safhadaydı. Yani bizler medyaya güvenmiyoruz. Şimdi Trabzon halkı kendisine yapılan bu saldırıların uçlarını hep medyada gördüğü için önyargıları da medyada gördüğü için Trabzon halkında bir dogma bir kesin inanç oluştu. Bu kesin inanç bende de var Trabzon halkında da var.

Peki ne yapalım? Medya ile Trabzon halkının bu kesin inancı arasındaki ilişkiyi nasıl düzenleyelim. İşte asıl sorun budur. Medyadan Trabzon’a bakanlar, Trabzonspor’u yorumlayanlar, Trabzon’daki hadiseleri yorumlayanlar, Trabzon tarihini yorumlayanların bir bakış açısını  değiştirmeleri lazım. Trabzon halkı dürüst samimi insanlar istiyor. 

Erkek gibi konuşan, konuştuğu anlaşılan yazarlar istiyor. Medyadan bunu istiyor. Harbi olsunlar canımı yesinler diyor. Trabzon’dan bir pislik bir cinayet, ortaya çıkarılmışsa bundan en çok şikayetçi olan ve en çok bağırmak isteyen Trabzonlulardır. Trabzonlular diyor ki bu pisliği biz size de bırakmadan kendi içimizde her şekilde hallederiz. Başımıza gelen bu felaketi her şekilde sizden daha çok çalışarak, bunun üstünden geliriz diyor.

Ancak medyaya güvenmediği için, medyanın bu tür olayları kullanıp kendisine fazladan da küfrettiği için bunu şöyle basitleştirebiliriz.  Adam parasını vermediği için birisi hasım sahibi oluyor. Sadece parasını vermediği için. Fakat burada parasını vermediği için başlayan hasımlık, artık senin gözünü de beğenmiyorum,  ayakkabını da beğenmiyorum zaten senin karın da şirretti. Diye gidiyor. Trabzon halkı bu cinayetten bu suikasttan hareketle, medya işi başka yönlere götürecek başka suçlamalar da yapacak, yoğunlaşacak diye medyaya karşı tedirgin duruyor. 

Ben Trabzon halkının medyası olması gerektiğini düşünüyorum. Kendi içerisindeki TAKA gibi gazeteler, biraz olsun Trabzon halkına sahip çıkıyor. Trabzon halkı yerel gazetelerine sahip olmasaydı, aydınlarına yazarlarına sahip olmasaydı, bu gazeteciler ve yazarlar çıkıp ekranda ulusal alanda kendilerini savunmasaydı konuşmasaydı, durum daha da vahim olurdu. 

Biz istiyoruz ki Trabzon gazeteciler cemiyeti yada Trabzon’daki aydınların ağızlarından çıkan lafları Türkiye halkı değil önce medyadakiler duysun. Bunların nasıl akli selim konuştuğunu analizlerinin ne kadar sağlam olduğunu burada yapılmış olan rezilliğin ve pisliğin hepimizi töhmet altında bıraktığını bunun utancını yaşadığımızı bilsinler. Ama medyaya karşı güvenliğimizi de bilsinler. Biz medyayı ahlaka vicdana davet ediyoruz.

Ben Trabzon’da en büyük gözlemim budur. Biz delikanlı aydın istiyoruz. Harbi konuşan aydın istiyoruz. Bizi suçlasın hatamız varsa bunları söylesin, Karadenizlilere karşı her lafı etsinler ama bunun sinsilikle yapmasınlar fırsat bulup bir suç isnat ederek bunu yapmasınlar. Böyle yargısız infazlarla yapmasınlar. Çünkü ben Trabzon’u tanıyorum. Trabzon gerçekten özelliği şudur. Trabzon’da büyüyen herkes bir şey olmak ister. Ya büyük bir sanatçı olmak ister, ya büyük bir sinemacı, ya büyük bir yazar, ya büyük bir siyasetçi . Trabzon böyle bir yerdir. 

Yani 100 milyonluk bir ülkeye gidersiniz. Bu ülkede yazar olma oranı sanatçı olma oranı 100 binde birdir. Trabzon’da iki kişide birdir. Yani her iki kişiden biri ya büyük bir sanatçıdır ya büyük bir yazar yada büyük bir siyasetçidir. Yani burası bir madendir. Nasıl bir maden? Şimdi mesela bir madene girdiğiniz zaman 100 ton kum karıştırıp 1 gram elmas bulursunuz. Trabzon öyle değildir. 

Trabzon’da 1 kilo toprağın içinde, 5 tane büyük yakut safari çok ciddi elmas bulabilirsiniz. Yoğunlaştırılmış madendir. Bu çocukların önü açılırsa, bunlar Türkiye’nin edebiyatına siyasetine sokulursa bunların hepsi tek başına büyük harbi ve çok dürüst çocuklar olacaktır. Çünkü tarih bunların örneği ile doludur. Büyük bir ülkede olamayacağı kadar yazarı ve çizeri biz Trabzon’da daha küçük bir toprak parçasında bulabiliyoruz. Trabzon o yüzden entelektüel bir madendir. Trabzon coşkulu bir madendir. 

Trabzon yöneticilerin madenidir. Ben Trabzon insanının ülke sorumluluklarına hayranım. Ben çocukken, Gülbaharhatun camisinden Tabakhane camisinden itibaren sokakta selam verdiğim herkes bizi bu sorumlulukla yetiştiriyor. Gidin ve bu ülkenin çocuğu olun dedi bize. Bizi Türkiye’ye attılar. Tabakhaneden Zağnos köprüsünden büyüdük. 

Bize oradaki çaycı, oradaki berber, oradaki şoför oğlum siz, gidin ve ülkenize çalışın dedi ve bizi gönderdi. Biz de o sorumlulukla geldik. Trabzon kadar sorumlu bireyler insanlar yetiştiren başka toprak parçası bulamazsınız. O yüzden bu toprağa aşığım. 



orhngaziatmaca@hotmail.com / orhangazi@atmaca.com / webmaster@sugeldi.com 

   Bu Yazı 128902 Defa Okundu         Bu Makaleye Yorum Ekle


 
 BU MAKALE İÇİN YAPILMIŞ OLAN YORUMLAR  

Bu Makale İçin Henüz Yorum Yapılmamış !



    Oruç tutmak faydalıdır 28.08.2009 [Gösterim : 134038]
    Sitenin amacı 16.03.2008 [Gösterim : 231274]
    Şehit Kemiklerine Tepki Mektubu 30.01.2008 [Gösterim : 153862]
    Ramazan guzeldir! 13.09.2007 [Gösterim : 206313]
    Vatanseveriği Tutuklamak İstiyorlar 18.06.2007 [Gösterim : 128903]
    Başörtüsü Zülmü... 24.01.2006 [Gösterim : 182221]
    Sitenin amacı: 12.01.2006 [Gösterim : 156584]
    Dönencede dönemezken 7.12.2005 [Gösterim : 160424]
    Afetmenin hafifliği 7.12.2005 [Gösterim : 150877]
    Dönencede dönemezken 7.12.2005 [Gösterim : 161990]
    İlki benden missmanik`a… 7.12.2005 [Gösterim : 177389]
    Afetmenin hafifliği 7.12.2005 [Gösterim : 165297]
    Affetmenin Hafifliği 26.11.2005 [Gösterim : 197721]
    Ilki benden Miss_Maniak'a..... 26.11.2005 [Gösterim : 193983]
    Dönencede dönemezken 8.07.2005 [Gösterim : 369454]
    Eminmisin? 9.06.2005 [Gösterim : 348884]
 
 Sarikaya & Yozgat

    Yozgat Genel Konum
    Yozgat Ekonomi Yapisi
    Yozgat Tarihi Konu
    Yozgat in Gacmisi
    Acil Telefon Numaraları Listesi
 
 Son Yorumlar

  

 
 Duyurular


 

  Dönüşümlü Anket

Hangi Takımı Tutuyorsunuz

Trabzonspor  [14]
Fenerbahçe  [46]
Galatasaray  [94]
Beşiktaş  [9]
Yozgatspor  [48]

  

Durum 
12985144 gösterildi,  211 Oy Kullanıldı
 
   Yazar-Editör

Editör Girişi
Yazar Girişi

 
 Diger Linkler

 
   Makaleler
    Yazarlarimiz
    Ziy.Defteri Yaz 
 
  Ziy.Defteri Oku
    Üye-İstatistik
    Sitene İçerik Ekle

 
  Sayac

 Gönül Bahçesi

Hz.insan ve Çile.
 Murat Altun

 Hamsi Göz

TES AÇIKLAMASI
 Halil Bayram

 Havik (Atmaca)

Oruç tutmak faydalıdır
 Orhan Gazi Atmaca

 Hacı Dursun Efendı

BERÂET GECESİ
 Dursun Atmaca

 Mercek

SARIKAYADA SEÇİM
 Bülent Akdoğan

 Duygular Dillensin Diye

istemem
 Ali Rıza Malkoç

 Yaşam

BU NE YAHU
 Bayram Atalan

 Usda

Tanisalim
 İsmail Atalan

 Sende Yaz

BİTANECİK OĞLUM… Yazan FE
 Serbest Kürsü
http://www.konurlu.com  Tüm Hakları Saklıdır ©2004-2008 webmaster@konurlu.com
Açılış Sayfanız Yapın    /    Sık Kullanılanlara Ekleyin    /    Bu Siteyi Tavsiye Edin